Menü Kayseri Ülker Gazetesi
Oğuz Gümüşkaynak

Oğuz Gümüşkaynak

Tarih: 04.03.2020 09:34

Kalem Kılıçtan

Facebook Twitter Linked-in

 

Napolyon derki bana bir ordu gönderin yerle bir ederim ama ne olur bir gazeteci göndermeyin dermiş ve bir söylemde de derki kalem kılıçtan keskindir.

Üstte yazdım ya Napolyon’un söylemini. Napolyon ülkesinin ve dünyanın en güçlü liderlerinden biri iken bile gazetecilere karşı hep tedbirli olmuş. Savaştaki düşmanlarından daha fazla gazetecilerden korkmuştur.  Tabii ki kendi propagandasını yapan gazetecileri hariç. İkinci dünya savaşının yaratıcısı dünyayı kan gölüne çeviren Alman Adolf Hitler iktidara geldiğinde ilk iş olarak gazetecilere karşı tedbir almış. Kendinden olmayan gazetecileri ya katlettirmiş ya ceza evine koydurmuş yada ülkesinden kaçırtmış.  Hitlerin propaganda bakanı Gobels hitlerin iktidara gelip Hitler hükümetinin bakanı olduğunda ilk iş olarak sesi en gür çıkan basını ya susturmuş ya satın almış istediklerini yazacak hükümete sadece hükümetin istediklerini soracak gazetecilere ayrıcalık tanımış ve en güçlü silah basını satın almakla zaten hedefe çok rahat bir şekilde yürümüş.  Bilir misiniz Rus tankları Berlin sokaklarında Almanya’yı işgal ettiğinde bile Alman halkı almanyanın rusyayı alman topraklarına kattıgını zannediyordu alman basınının hitlere yakın gazetelerinin yazdıklarını okuyarak yada Alman radyosunun sözlerini dinleyerek yalanlara uzun süre inanmanın bedelini çok ağır  ödedi.

Basın bu kadar güçlü bir organ hele ki günümüzde sosyal medyası görsel basını ve yazılı basını ile en güçlü orduları yerle bir edecek en güçlü devletleri yerle yeksan edecek kadar alternatifsiz bir güçtür.  Basın iktidarda kalmak istiyorsanız hele ki bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan cehaletin en ağır virüs olduğu toplumlarda,  basın hükümetlerin oy deposu gibidir . Ama yandaş basın inanır lığını  yitirmeye başladığında hükümetlerin yandaş olmayan basınına karşı dürüst gazeteciliği  ilke yapan basın kuruluşları bir süre sonra güç kazanır.  Hükümetin liderinin karşısına çıkar bir soru sorar sonrada yandaş basının liderini on bir saniye düşündürdükten sonra soruyu soran muhabirin çalıştığı kuruluşun gazetesi mi var yoksa tv simi var onu bile unutturur.  İşte o zaman basının gücü daha iyi anlaşılır.

Ülkende kalemini satmayan basın kuruluşları bir kaç tane kalsalar bile İsmet paşamın dediği gibi namuslularda namussuzlar kadar cesur olacak ilkesinden ayrılmıyorlarsa yada Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi basın halkın müşterek sesidir söylemini ilke yapan kuruluşlar hala var.  Her şeye rağmen yayın hayatına devam ediyorlar....


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —