Osman Aydoğan


Yandı ciğerim de canan buna ne çare? -II-

Erzurum yöresinden Muharrem Akkuş ile Yücel Paşmakçı’nın derledikleri bir türkü vardı


Erzurum yöresinden Muharrem Akkuş ile Yücel Paşmakçı’nın derledikleri bir türkü vardı, askere gidip de dönmeyen evlat acısını anlatan;

‘’Eledim eledim höllük eledim
Aynalı beşikte canan bebek beledim
Büyüttüm besledim asker eyledim
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare

Bir güzel simadır aklımı alan
Aşkın sevdasını canan serime salan
Bizi kınamasın ehl-i din olan
Gitti de gelmedi canan buna ne çare
Yandı ciğerim de canan buna ne çare''

Kore Savaşından sonra bu türküye bir dörtlük daha eklenir..

''Kore dağlarında ot kucak kucak
Ne bilsin analar (oy oy) böyle olacak
Rahmet yerine kurşun yağacak
Gtti de gelmedi canan buna ne çare"

Türkünün derleme tarihi 1966. Türkünün TRT repertuvar kurulu tarafından “inceleme” tarihi ise 1977. Bu türkü yaklaşık on yıl sonra TRT repertuarına alınır. (!) Türkü içinde geçmekte olan Kore Savaşına dair dörtlük ise TRT arşivlerinde bizim böyük müttefikimiz (!) ABD hatırına bilerek çıkartılmıştır. Halen TRT repertuarında türkünün Kore ile ilgili kısmı yoktur!

Burada genç arkadaşlarıma ‘’höllük’’ nedir açıklamam gerek ki ağıt daha bir anlaşılsın. Höllük; şimdilerde allanarak pullanarak reklamı yapılan bir kullanımlık çocuk bezlerinin yerine kullanılan çamurlaşmayan bir çeşit topraktı. Bu toprak çocuğun altına bağlanan bir bezle ısıtılarak kullanılırdı. Ancak şimdiki çocuk bezleri gibi bir kullanımlık değildi… Kullanıldıktan sonra elene elene tekrar kullanılırdı. Şimdi böyle zahmetlerle anneler evladını büyütüp yetiştirsin, askere yollasın sonra da o asker gidip de gelmesin!  Ciğeri yanmasın da annelerin daha nesi yansın?

Bugün artık Kore'nin dağlarında kucak kucak otlar yanmıyor ama bugün tüm bir milletin Suriye çöllerinde alev alev ciğeri yanıyor...