19. asrın son çeyreğinde doğan, İttihat ve Terakki çatısı altında, istibdat rejimine karşı mücadele eden, Trablusgarp’ta, Balkan Harbi’nde ve Cihan Harbi’nde Irak cephesinde çarpışarak batmakta olan bir imparatorluğu kurtarmak isteyen, bir de ''Cumhuriyet'' kuran, hem de tüm bunları gencecik bir 30 yaşa sığdıran bir Osmanlı zabiti vardır: Süleyman Askerî Bey! (1884, Prizren - 14 Nisan 1915, Basra) Süleyman Askerî Bey, Balkan kökenli bir ailenin çocuğu olarak 1884'te bugünkü Kosova'ya bağlı Prizren şehrinde doğar, babası Harp Livası Halil Vehbi Paşa bir süre Afyon Redif Taburu'nun komutanlığını yapmış bir askerdir. Annesi ise Güzide Hanım’dır. Manastır zamanı Süleyman Askerî Bey,1902 yılında Mekteb-i Harbiye'den, 5 Kasım 1905 tarihinde de Mekteb-i Erkân-ı Harbiye'den Mümtaz Yüzbaşı rütbesiyle mezun olur. İlk olarak Selanik'teki Üçüncü Ordu'ya bağlı olarak Manastır'a atanır. Manastır'da kaldığı günlerde İttihad ve Terakki Cemiyeti'ne girer. Süleyman Askerî Bey'in İttihat ve Terakki Cemiyeti ile tanışıklığı, Edirne Askerî İdadisi'nde eğitim aldığı yıllara dayanır… Süleyman Askerî Bey, istibdata karşı çıkarak, Namık Kemal, Ali Suavi gibi aydın vatanseverleri okuyarak, meşrutiyet fikrini benimser…. Bu nesil yıkılmakta olan Osmanlı’nın kurtuluşunu, meşrutiyette görüyorlardır. 3. Ordunun neredeyse tamamı Jön Türklerden oluşmaktadır… Süleyman Askerî Bey, İttihat ve Terakki Cemiyetinin teşkilât işleriyle meşgul olmaya başlar. Süleyman Askerî Bey’in politikada bazı sert müdahalelerinden dolayı İttihat ve Terakkicilerden bazıları ondan çekinirler. Enver ve Cemâl Paşaların kendisine fevkalâde dostlukları ve güvenleri vardır. Merhum Cemâl Paşa, hatıralarında Süleyman Askerî Bey’den şöyle bahseder: "Süleyman Askerî Bey, biraz acul(aceleci-ici dar) ve biraz da fazlaca nikbin (iyimser) olmasına rağmen pek mükemmel ve müteşebbis bir idare adamı olduğu söylenebilir. Farklı zekâsı, son derece cesaretli ve güvenilir olan bu şahsiyet bilâhare(sonradan) konferansı esnasında ve devamında Türk – Bulgar ittifakı esasinin tespitinden memlekete, pek çok siyasi yararlıklar temin etti. " Manastır, saraya muhalif hareketin Osmanlı’daki Selanik ile ana merkeziydi... Yurt dışında ise Paris, Jön Türkler için adeta bir başkent konumundadır… 1908 Temmuz ayında, Resneli Niyazi Bey’in ve çevresindekilerin, İttihat ve Terakki Cemiyeti emrinde, Makedonya’da dağa çıkmasıyla birlikte, bölgede bir otorite boşluğu doğar… İstanbul’dan Abdülhamit’in yakın adamlarından Şemsi Paşa durumu kontrol altına almak ve isyanı bastırmak için görevlendirilir..


