Osman Aydoğan


Gönüldendir şikâyet kimseden feryâdımız yoktur (2)


Fuat Köprülü´nün, "acaba Yunus Emre Türk Dili´nin lezzetini hatırlatmasaydı, Mevlânâ´yı izleyenler hep Farsça mı kullanırlardı?" sualinin cevabını, bal şerbeti gibi Türkçesiyle Dîvâne Mehmed Çelebi Afyon Mevlevîhâne´sinden verir: ?´Bihamdillah ki bî nâm u nişanız âdımız yoktur dil-i viranemizden özge bir abadımız yoktur ezelden mazhar-ı ışkız bizim icadımız yoktur elemler cümle bizdendir anâ üsdadımız yoktur.´´ Abdülbaki Gölpınarlı bahsi geçen eserinde Dîvâne Mehmed Çelebi´ye ait ?Belâ dildendir ol dildâr elinden dâdımız yoktur / Gönüldendir şikâyet kimseden feryâdımız yoktur? beytinin Türk divan edebiyatının en güzel beyitlerinden biri olduğunu söyler. Ancaaaaak! Yukarıda verdiğim kaynaklar böyleyken bazı kaynaklar da (?´Nev´î - Divan - Tenkidli Basım´´, Mertol Tulum - M. Ali Tanyeri, İstanbul Ü. Edebiyat Fak. Yayınları, İstanbul 1977 ve ?´Nev´i Divanı´nın Tahlili´´, Mustafa Nejat Sefercioğlu, Akçağ Yayınları, 2001) ?´Belâ dildendir ol dildâr elinden dâdımız yoktur / Gönüldendir şikâyet kimseden feryâdımız yoktur´´ diye başlayan gazelin Malkara doğumlu, 16. yüzyılda yaşamış, asıl adı Yahyâ, babası Pîr Ali Efendi olan ve bir Halvetî şeyhi Nev´i´nin olduğunu söylerler. Ki divan içinde Nev´î´nin ismi de geçer. Nev´î, ilköğrenimini, babasının yanında tamamlayıp İstanbul´a gider. Medrese öğrenimi görür. ?Ahaveyn? sıfatıyla ünlü Karamânî Ahmed ve Mehmed adlı iki önemli müderristen, şâir Bâkî, Hoca Saadeddîn Efendi gibi ünlülerle birlikte ders alır. Ders aldıkları gurupta, sonradan devrin en önemli san´at ve siyâset adamlarından olacak olan ondan fazla öğrenci vardır. Nev´î, hocası Mehmed Efendi´nin tayin olduğu Edirne´deki Bâyezîd Medresesi´ne, hocasıyla birlikte gider. 1563´te, beş yıl kaldıkları Edirne´den, birlikte dönerler. Şâir, 1566´da tahsilini bitirir ve müderrislik (hocalık, profesörlük) görevine başlar. Altı yıl İstanbul dışında çalıştıktan sonra 1572´de İstanbul´a getirilip oradaki medreselerde hocalık yapmaya başlar 1590´da Bağdad kadısı olur ve on beş gün sonra III. Murad´ın şehzâdesi Mustafa´nın hocalığı görevine getirilir. Diğer şehzâdeler olan Osman, Bâyezîd ve Abdullah ile de ilgilenir. Kazasker rütbesiyle tekâüde (emekliye) ayrılır. Nev´î, çok güçlü bir şâirdir. Ama yakınında Bâkî gibi bir ustanın bulunuşu, onu daima gölgede bırakır. Gazelleri rindâne ve âşıkânedir. Gazel sahasındaki başarısı yanında, 1582 Haziranında başlayan ve 52 gün süren Şehzâde Mehmed´in sünnet düğünü için yazdığı kasîde (Sûriyye) si ile de ünlüdür. Velûd bir şâirdir. Eserlerinin otuzdan fazla olduğu söylenir. Ben edebiyatçı değilim. Bu gazel hangi şaire aittir suali edebiyatçılara yönelik bir sualdir. Ben ki sadece edebiyat meraklısı âcizane bir okuyucuyumdur. Ancak rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı kusura bakmasın ama bu gazel Nevi´î´nin gibi geliyor bana. Çünkü gazel içinde ismini de (Nev´î) telaffuz etmektedir. Şimdi gelelim yazımın başına. Önce Dîvâne Mehmed Çelebi´ye ait olduğu rivayet edilen gazeli vereyim. Nev´î´ye ait olduğu rivayet edilen gazeli de yazımın sonunda vereyim. Birkaç kelime hariç hemen hemen aynıdır zaten.