Osman Aydoğan


14 Mart Tıp Bayramı -2-

 Mustafa Kemal Atatürk’ün Sivas Kongresi'nde


 Mustafa Kemal Atatürk’ün Sivas Kongresi'nde Hikmet Beyi alnından öperek Hikmet Bey’i ‘’Daima ilerici ve devrimci fikirlere alemdarlık etmiş olan Tıbbiyenin mümessili olan genç" diye tanıttığını ve milli meselelerde askerî tıp öğrencilerinin öncü olduğu kanaatini çeşitli zamanlarda dile getirdiğini yazar…

Hikmet Bey daha sonra Kurtuluş Savaşı’na katılır… Savaştan sonra genel cerrah olarak görev yapar… Aslen Balıkesir Savaştepe’lidir. Gazeteci ve sanatçı Orhan Boran'ın babasıdır.

Hikmet Boran’ı anlatan B. Suat Çağlayan’ın ‘’Tıbbiyeli Hikmet, Ya İstiklal Ya Ölüm" (Bilgi Yayınevi, 2019) isminde güzel bir de kitabı var. Tıbbiyeli Hikmet’i tanımak için bu kitap okunmalı diye düşünüyorum… Aslında bütün tıbbiyeliler okumalı bu kitabı…

Görüldüğü gibi ‘’14 Mart Tıp Bayramı’’;  ''Anneler Günü’’, ‘’Babalar Günü’’, ‘’Sevgililer Günü’’ vb. gibi dış kaynaklı, tüketim ekonomisini kalkındıracak uyduruk enternasyonel bayramlardan değildir.  14 Mart, özbeöz Türk’ün, Türk tabiplerinin 1919 Mart'ında İstanbul’un İngiliz işgaline karşı özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini başlattığı gündür... 14 Mart, sıradan bir meslek örgütünün kuruluş yıldönümü de değildir… 14 Mart, tıp camiasının emperyalist güçlerin karşısına fiilen ve resmen çıkışının yıl dönümüdür... 14 Mart, sadece bize özgü bir bayramdır.

1976'dan beri sadece 14 Mart günü değil, 14 Mart'ı içine alan hafta boyunca kutlama yapılmakta ve bu hafta ‘’Tıp Haftası’’ olarak kabul edilmektedir. Gerçi bu haftayı ‘’Sağlık Haftası’’ olarak kutlayanlar da vardır.

Dünyada benzer kutlamalar, farklı tarihlerde yapılmaktadır. Örneğin ABD'de ameliyatlarda genel anestezinin ilk defa kullanıldığı 30 Mart 1842 tarihinin yıldönümü; Hindistan'da ünlü Doktor Bidhan Chandra Roy'un doğum (ve aynı zamanda ölüm) yıldönümü olan 1 Temmuz günü "Doktorlar Günü" olarak kutlanır.

Geçmiş böyleydi... Günümüzde ise; mevkii ve makam sahibi olup da yetkili ve sorumlu olanlar bugün ''Tıp Bayramı'' diye iyilik perisi kesilerek doktorlarımıza, tabiplerimize gün boyu methiyeler düzecekler... Ancak bu methiyeler onların sorumluluklarını ortadan kaldırmayacaktır. 

Ülkemizde hiçbir kurum görevini yapmaz kabak dönüp dolaşıp doktorların başına patlar…

Nasıl mı? Bakın anlatayım:

Karayolları Genel Müdürlüğü ve Trafik Hizmetleri görevlerini yapmazlar… Yollarda sağa dönüş, sola dönüş cepleri yoktur, yollarda dönüş yaptıktan sonra hızlanma şeridi, dönmeden önce yavaşlama şeridi yoktur… Yolların kalitesi yoktur, tuzak çukurlar doludur… Belediye otobüslerinin, dolmuşların, taksilerin duracağı cepler yoktur… Araçlar denetimsizdir… Şoförler eğitimsizdir… Bütün bunlar kazalara yol açar... Sonra da ‘’yetiş doktor!’’

Tarım Bakanlığı ülkede sağlıklı ve yeterli ürünler üretmez, üretilenleri denetlemez, insanlarımız GDO’lu, NBŞ’li (Nişaşta Bazlı Şeker), ilaç kalıntılı ürünleri yer, yetersiz ve sağlıksız beslenmeden hasta olurlar… Sonra da ‘’yetiş doktor!’’

Eğitim Bakanlığı koruyucu hekimlik, sağlıklı beslenme, beden eğitimi ve ilk yardım konularında eğitim vermez… Sonra da ‘’yetiş doktor!’’

Belediyeler doğru dürüst çalışmaz, içtiğiniz su kirlidir, nefes aldığınız hava kirlidir, dışarıda yediğiniz gıdalar sağlıksızdır… Sonra da ‘’yetiş doktor!’’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı önce çevreyi sonra da şehri katleder, sağlıksız çevre ve sağlıksız şehir sunar, şehirlerde insanların nefes alacakları parkları, bahçeleri yoktur… Bu çevre, bu şehir insanları hasta eder… Sonra da ‘’yetiş doktor!’’

TV’lerde seyrettiğiniz her şey ve her kişi, gazetelerde okuduğunuz her haber psikolojinizi bozar… Sonra da ‘’yetiş doktor!’’

Sağlıksız hastaneler, toplumda olmayan hijyen, Koronavirüs... Sonra da ''yetiş doktor!''

Bu liste uzayabilir…

Doktor her şeye rağmen yine de yetişir de bu sefer de darp ederler…

Sağlık Bakanlığı bile kendi sağlık çalışanlarını korumaz, sağlıksız sağlık sistemi, fazla iş yükü, kötü koşullar, stres, performans baskısı ile kendi doktorlarını hasta eder… Doktora kim yetişecek?

Askerî tıbbiye okulu öğrencilerinin başlattığı bu ‘’Tıp Bayramı’’nı askerî tıp okulu olmaksızın, ülkenin askeri askerî hekim ve ülkenin ordusu askerî hastanesi olmaksızın da kutlamak ayrı bir ironi ya! Neyse ama biz yine de kutlayalım…

Dünyanın en zor ve en fedakâr mesleğini icra eden sağlık emekçilerinin hak ettikleri koşullarda görev yapabilmeleri dileği ile Tıp Bayramının tüm sağlık emekçilerine kutlu olmasını dilerim.

Ancak kutlamanın en güzelini de biliyorsunuz kim söylemişti:

‘’Beni Türk hekimlerine emanet ediniz.’’