Tarhimize bir göz atarsak ATATÜRK” e neden baş öğretmenlik unvanı verildiğini görürüz

Tarhimize bir göz atarsak ATATÜRK” e neden baş öğretmenlik unvanı verildiğini görürüz

Tarhimize bir göz atarsak ATATÜRK” e neden baş öğretmenlik unvanı verildiğini görürüz

ATATÜRK’E BAŞ ÖĞRETMENLİK ÜNVANI VERİLİŞİNİN ATATÜRKÇE KABULÜNUN 92. YILI BÜTÜN EĞİTİM VE ÖGRETİM CAMİAMIZIN ÖGRETMENLER GÜNÜ KUTLU OLSUN

KAYSERİ ADD ŞUBE BŞ. KEMAL CEYLAN

Tarhimize bir göz atarsak ATATÜRK” e neden baş öğretmenlik unvanı verildiğini görürüz,

3 Kasım 1839 tarihinde okunan Tanzimat fermanı içerisinde doğrudan bir madde olmaması ile birlikte eğitim alanında meydana gelen yenilikler için zemin hazırlanıştır. 16 mart 1848 tarhin”de Osmanlı döneminde ilk defa “muallim mektebi “ adı altında okul açılmış ve çalışmalar başlatılmıştır. 1869 tarihinde Marif-i umumiye layihası eğitim ile ilgili bütün meseleleri ele almaktaydı. Dolayısı ile darulu mualliminler. Öğretmenlik meslegi için ilk adımlar atılmıştır. Ancak bu konuda çeşitli nedenlerle fazla yol alınamamıştır.

Kurtuluş savaşı nın kazanılması sonucunda cumhuriyet döneminde öğretmen okulları ve öğretmenlik mesleği ATATÜRK tarafından öncelikle ele alınması gereken kurumlardan biri olmuştur.

1 kasım 1928 tarihinde Arap alfabesinin yerine Latin alfabesinin kullanıma geçilmesi ile ülkenin çok yerinde millet mektepleri açılmıştır.

Bu okullarda M. KEMAL ATATÜRK bizzat eline tebeşiri alarak siyah tahtanın önüne geçerek yeni Türk alfabesinin Türk harflerini halka ögretmek için işe koyulmuştur o gün kendisine baş öğretmenlik unvanı verilmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk e 11 Kasım 1928 tarihin de T.B.M. Meclisinin yaptığı toplantıda ulus okullar Baş öğretmenlik unvanına laik görüldü ancak kendisi, 24 kasım 1928 tarihinde bu baş öğretmenlik unvanını kabul etmiş olması ile Baş Öğretmen olarak tarihe geçmiştir.

Atatürkün doğum günü nün yüzüncü yılında 24 kasım 1981 günü ulu önder Mustafa kemal atatürkün kabul ettigi gün öğretnenler günü olarak kutlanmasına karar verilmiş ve öğretmenler günü ile ilgili kutlamalara , 26 kasım 1992 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak kutlama yönetmenliği çerçevesinde gerçekleşmiştir.

Ulu önder .M Kemal Atatürk öğretmenler icin ; öğretmenler . vatanın en saygı değer , en hayırlı üyeleridir. Onlar vatan çocukları ile o kadar kaynaşmışlardır ki adeta çocuklaşmışlardır. Onların gözünde en sevgili olanlar örgencilerdir , öğrenciler gözündü en büyük adan en sayğıya değer öğretmenlerdir.

Öğretmenlik her meslekten üstün bir meslektir. En yüksek mevki , sayğı , prestij ögretmenedir. Bir öğretmen bunun bilincinde olmalı, buna göre davranmalıdır. Öğretmenler gerçek zafer ordusudur. Devrimlerin güvencesi geleceğimizin mimarlarıdır. Hedeflerimize onlarla varabiliriz.

Öğretmenler bu günün evlatlarını yetiştiriniz. Onlar ülkeye, millete, faydalı yurttaşlar yapınız ülkemizde uygar fikirlerin , çağdaş ilerlemenin yayılması gelişmesi sizlerle olacaktır. 1

Ordularımızın kazandığı zaferler geçicidir , Kalıcı zaferler sizlerin çalışması ile perçinlenecektir. Yeni nesil sizlerin eseri olacaktır. Öğretmenler dünyanın her tarafında insan toplumunun en fedakar insanlarıdır.

KAYSERİ ŞUBESİ

16/04/1993 Tarih ve 21554 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu’nun 28/03/1993 tarih ve 93/4239 sayılı kararı ile “Kamu Yararına Çalışan Dernekler” arasına alınmıştır.

Bütün dinlerde ögretmenin önemini anlatır . öğretmenin kutsal bir görev olduğunu belirtir.öğretmenin tanrının önündeki belirti olduğu öğretmenin her çocuğu , her kimseye bilgi vermekle kalmaz onun annelik görevini de üslenir.

Egitimin önemi : bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı yüçe bir sosyal toplum halinde yaşatan veya bir milleti esaret ve sefalete terk eden terbiyedir.

Terbiye kelimesi , herkes yalnız olduğu zaman kullandığı , herkes kendine göre bir anlam çıkarır. Ayrındıya girilse terbiyeni hedefler. Amaçları çeşitlenir. Milli terbiye dini terbiye milletler arası terbiye dir. Bütün bu terbiyelerin hedefleri ve gayeleri başka başkadır. .

Yeni Türk cumhuriyetinin yeni nesle vereceği terbiye milli terbiyedir. Milli terbiyenin ne demek olduğunu bilmekte artık karışıklık, yanlış anlama olmamalıdır. Milli terbiyenin dilini usulunü, vasıtalarını da milli yapmak zorunluluğun tartışmak gereksizdir . memleketimiz toplumumuza gerçek hedefe , mutluluğa eriştirmek için iki orduya ihtiyaç vardı. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu ikincisi milletin geleceğini yoğuran kültür ordusudur. Bu iki orduya yardımcı olan bir de sağlık ordumuz vardır. Ulu önderimiz Sağlam kafanın sağlam vücutta olduğunu ve özellikle gençlerimizin spor yaparak daha sağlıklı ve dirençli gençler olacağını anlatmıştır.

Milli eğitim programı: 1 sosyal hayatımızın ihtiyaçlarına uygun olması 2- çağın gerçeklerine uyması gerekmektedir.

Ancak üzülerek belirmemiz gerekiyor ki günümüzde milli bir eğitimden uzaklaştığı görülmekte, çağlar öncesi eğitime geri dönme özlemleriyle yurdun her tarafında tarikatların yeniden yapılandıkları ülke yönetimine söz geçirecek kadar güçlenmeleri. Ulu önderin ve Türkiye cumhuriyeti yasalarının kabul etmediği bir eğitime dönüşmektedir. Yalnız parası olanların eğitim görebildiği ülkedeki vatandaşların arasında fırsat eşitliği olmadığı görülmekte ve taşralarda taşımalı eğitim yapılarak köyden kente taşınmanın teşvik edildiği görülmektedir.

Keşke köylerdeki okullarımız açık olsaydı şehirlerde yoğun nüfus ve örgenci kalabalığı olmaz köyden şehre göç büyük oranda önlenmiş olurdu.

Bu günün e kadar milli eğitimimize emeği geçmiş , başta m. Kemal Atatürk olmak üzeren bütün öğretim camiasının öğretmenler günlerini kutlar ölenlere rahmet kalanlara sükranlarınızı sunarken sağlıklı ve mutlu yaşamlar dilerim.(kurum bülteni)