Obezite kolon kanseri oluşumunda etkin rol alıyor

ACIBADEM KAYSERİ HASTANESİ MEDİKAL ONKOLOJİ UZMANI DR. ABDULLAH BÜYÜKÇELİK, KOLON KANSERİ İLE İLGİLİ VERDİĞİ BİLGİLERDE, “KOLON KANSERİNE KARŞI AŞIRI TÜTSÜLENMİŞ, TUZLANMIŞ GİBİ İŞLENMİŞ ET TÜKETİMİNDEN UZAK DURMAK GEREKİYOR” DEDİ.

Acıbadem Kayseri Hastanesi Medikal Onkoloji Uzmanı Dr. Abdullah Büyükçelik, kolon kanseri ile ilgili, "Kolon kanserine karşı aşırı tütsülenmiş, tuzlanmış gibi işlenmiş et tüketiminden uzak durmak gerekiyor” dedi.
40 yaş üstündeki vatandaşların özellikle daha dikkatli olması gerektiğini söyleyen Dr. Abdullah Büyükçelik, “Kolon kanseri, ince bağırsağın bitiminden makata kadar ilerleyen, kalın bağırsak dediğimiz kısımdan gelişen kanserdir. Erkekte ve kadında 3. sırada yer almaktadır. Yeni ve başarılı tedavi yöntemleri sayesinde de oldukça başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Kolon kanserleri tarama yöntemleriyle tespit edilebildiği için, erken teşhisi mümkün, ancak hastaların bunu bilmesinde fayda var. Özellikle 40 yaşını geçen hastaların kolon kanseri açısından takip programında olmasında fayda var. Eğer ailede kolon ya da rektum gibi kanser hikayesi varsa, bu hastaların daha dikkatli olması gerekiyor” dedi.

“Düşük doz aspirin kolon kanserini önlemek adına önemli”
Büyükçelik, az miktarda aspirinin kolon polipleri ve kolon kanserini önlemek adına önemli olduğunu söyleyerek, “Kolon kanserinin tanınmasında gaitada gizli kan taraması isimli çok kolay bir test var. 40 yaşın üstündeki bireylerde, farklı günlerde 3 defa yapılan testlerde eğer pozitif çıkarsa daha detaylı taramaya girmekte fayda var. Sigmoidoskopi ve kolonoskopi gibi tetkiklere geçmek lazım. Hastada makaddan kanama oluyorsa, ağırsak alışkanlıkları giderek değişiyorsa ki bunlar zaman zaman ishal ve kabızlık olabilir. Kramp şeklinde karın ağrıları oluyorsa, kilo kaybı varsa bu durumlarda kolon kanseri açısından dikkatli olmak lazım ve tarama programına almak lazım bu hasta grubunu. Kolon kanseri erken tanınabildiği gibi bir takım tedbirlerle de önlenebilir. Örneğin 40 yaşından sonra düşük doz aspirin kullanmak, kolon kanseri ve kolonda gelişecek olan polipleri önlemek açısından önemli bir uygulama olarak düşünülebilir” ifadelerini kullandı.

“Obezite kolon kanseri gelişiminde risk faktörü”
Kolon kanserinde kilo almanın da risk faktörü olduğunu ve özellikle kırmızı et tüketimine dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Dr. Abdullah Büyükçelik, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Kolon kanserini önlemede yaşamla ilgili değişikler de yapılabilir. Özellikle obezite kolon kanseri gelişimi için bir risk faktörü. Diğer taraftan sigara içimi de kolon kanseri için bir zemin hazırlamakta. Hazırlanan besinlerin kompozisyonları, hazırlanma şekilleri de önemli. Özellikle yakılarak, kavrularak hazırlanan besinler, kolon kanseri gelişimi için risk faktörü oluşturuyor. Hareket, kolon kanserini önlemede önemli bir parametre ve bu nedenle insanların mutlaka hareketli yaşamı ve düzenli olarak hareket etmeyi alışkanlık haline getirmeleri gerekiyor. Biz bunu özellikle şu şekilde vurguluyoruz, haftalık 3.5-4 saatlik tempolu hareket bizim için yetiyor. Her gün yapabilirler, haftada 3 gün yapabilirler. Her gün yaparlarsa yarım saat, haftada 3 gün yaparlarsa 1’er saat tempolu yürüyüşler yapılabilir. Özellikle kolon kanserini önlemede lifli gıda tüketimini de vurgulamak gerekiyor. Hem bağırsak sağlığı açısından hem de kolon kanserinin gelişimini önlemek açısından çok önemli. Mevsimine uygun bol miktarda sebze tüketimini arttırmamız lazım. Obeziteden kaçınmamız, hareketi yaşamımızın bir parçası haline getirmemiz ve sigara tüketiminden uzak durmamız lazım. Kalsiyum tüketimini de vurgulamakta fayda var. Özellikle evde mayalanan yoğurtların tüketimi ki laktat açısından oldukça zengin oluyor bu mayalanan yoğurtlar ve kolon kanseri gelişimi açısından da önemli bir koruyucu özelliğe sahip. Kırmızı et tüketiminde ise, etin nasıl hazırlandığı ve tüketildiği de önemli. Mümkün olduğu kadar yağlı, mangalda yapılan, kavrulan ve yakılan kırmızı et ve işlenmiş et tüketiminden mümkün olduğunca uzak durmak lazım. Kebap türü şeyler de kolon kanserinin gelişimi açısından önemli risk faktörü ve bunların tüketimini de mümkün olduğu kadar yaşam içerisinde azaltmak gerekiyor.”